Doç. Dr. Demet ACAR, “Sıcak çarpmaları toplumun tüm kesimlerini etkileyebilmekte, ancak özellikle bazı riskli gruplarda daha ağır sonuçlara yol açabilmektedir. Bu gruplar arasında 65 yaş üstü bireyler, çocuklar; kalp ve böbrek yetmezliği, hipertansiyon ve diyabet gibi kronik hastalıkları bulunan kişiler ile açık havada çalışmak zorunda olanlar yer almaktadır.
Sıcak çarpmasının, hafif belirtilerden başlayarak ölümle sonuçlanabilecek kadar ciddi tablolara neden olabileceği bilinmektedir. Özellikle günün en sıcak saatleri olan 11.00 ile 17.00 arasında zorunlu olmadıkça dışarı çıkılmaması önem arz etmektedir. Yeterli sıvı alımı sağlanmalı; bol su tüketilmeli, kafeinli ve şekerli içeceklerden uzak durulmalıdır. Pamuklu, açık renkli ve hafif kıyafetlerin tercih edilmesi; açık alanda çalışan bireylerin ise sık aralıklarla mola vermesi önerilmektedir.
Baş ağrısı, yorgunluk ve kas ağrısı gibi belirtiler ortaya çıktığında en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması gerekmektedir. Yaşlılar, çocuklar, kronik hastalar ve açık alanda çalışanlar sıcak havalarda en riskli grubu oluşturmaktadır. Bu nedenle sıvı kaybı ve sıcak çarpmasını önlemede gölge, su ve dinlenme en etkili korunma yöntemleri arasında yer almaktadır. Toplumsal bilinç ve duyarlılığın artırılması, sıcak çarpmalarına bağlı olumsuzlukların önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.” dedi.